Evlilik Yıl dönümü’müzden Galata Kulesi’ne

Biz evlilik yıl dönümümüzü ne 26 Nisan’da kutlamıyoruz. Meltem’in bi’ anlık önerisiydi aslında bu. Ne zaman kutlayalım diye konuşurken 1 Mayıs olsun dedi te aylar önce, hem 26 Nisan doğum günüm, hem 1 Mayıs işçi bayramı hani şehir sakin, hem de biz çalışmamış oluruz da kendimize ayırırız tüm günü… Zaten çok da mühim değil günler. Günleri anlamlı kılan duygularımız değil mi? Beraber ve mutlu olalım yeter 🙂

Derken 365 günü geride bırakıp ne çabuk devirmişiz ilk yılı da evlilik yıl dönümü günümüz gelmiş bizim! Ama 1 Mayıs’ta evlilik yıl dönümü falan olmazmış, gün belirlemede hata yaptık, hatta kendimiz kaşındık  Galata Kulesi’nin restaurantında yemek rezervasyonumuz için yola çıktık. Daha önce de düşündüğümüz gibi yollar o kadar sakindi ki, herkes otobüse, metrobüse, trene, tramvaya doluşmuş, balık istifi gidiyordu. Kimse araçla çıkmamış gibi… Sonra Eminönü’ne kadar gittik toplu taşımayla, yürüdük Karaköy’e kadar, Tarihi Yarım Ada’da dolaşalım ve geze geze gidelim dedik kuleye kadar. Tünel kapalı, sokaklar ıssız, bazı caddeler kapalı, İstiklâl’e bile giriş yok. Yorucu bi’ gündü bizim için. Neyse ki yemeğimizi yemiş çıkmıştık restauranttan, sonra biraz yürüyüş biraz muhabbet derken dönüş yolunu tuttuk tabi.

Günün bize yaşattığı teşevvüşe daldık unuttuk detayları, affedin 🙂

Tekrar kuleye dönelim. Galata Kulesi 528 yılında inşa edilen harika bi’ yapı, daha içeri girmeden belli heybeti tarihinin. Hikayesini öğrenince daha da hoşuna gidiyor insanın. Dördüncü Murat döneminde Hezarfen Ahmet Çelebi’nin ahşaptan yaptırdığı kanatları sırtına takıp Galata Kulesi’nden Üsküdar’a uçmasıymış hikayesi. İnsanın tüyleri ürperiyor.

Bu kısa tarih bilgisinden sonra devam edeyim hikayemize…

Karaköy’den yürüyerek ulaştığımız için hedefe biraz yorulduk tabi. Önce soluklandık kapısında içeri girmeden, sonra rezervasyonumuz olduğu için kapıdaki 50-60 kişilik bilet sırasını beklemeden geçtik lobiye. Hoş karşılandık, seyir terası biletlerimiz hazırlandı ve asansörle restaurant katına çıktık, cam kenarındaki masamızda otururken, yarımadanın ortalama 60 metre üzerinden çektiğimiz-çekildiğimiz birkaç fotoğrafın ardından hoş müzikler eşliğinde yemeklerimizi yedik, sonra yine biraz fotoğraf, biraz geçen zamanın biraz da gelecek zamanın muhabbetini yaptık ve yavaş yavaş belki de en güzel dakikalar için terasa çıkmak üzere ayrıldık restauranttan. Terasta sanıyorum 3 tur atmışızdır biz. Döndük durduk farkında olmadan kaçıncı turda olduğumuzun. Fazlasıyla fotoğraf da çektik, tarihine de dokunduk kulenin.

İnanın o yükseklikten o manzara bakmak paha biçilemez. Terasta çıktı en güzel fotoğraflarımız bence. Hele ki sevdiğiniz yanınızdaysa daha da anlamlı oluyor her şey o an  Zaten ne kadar sevdiğin yerde olursan ol orayı anlamlı kılan majör sebep o’dur her zaman değil mi? Bizim de Nisan’ın pabucunu atıp dama, Mayıs’ın 1’ine aşık olma sebebimiz buydu zaten. Neyse, ilk senesi dolmuştu evliliğimizin sonuçta, bu henüz ilk evlilik yıl dönümü kutlamamızdı bizim. En çok mutlu olduğumla güzel bir gün geçirmiştim. Ve evlilik yıldönümünde neler yapılabilir sorusuna da yanıt vermiş olduk bizce 🙂

Yazının her halinden anlaşıldığı üzere bugün Galata Kulesi’ndeydik. Bir sonraki ziyaret nereye olur bilinmez 🙂

Bir sonraki yazımızda görüşmek üzere, sevgiyle kalın.

, , , , ,
Önceki yazı
LAREN Safari Park’ta Türk Kahvesi Molası
Sonraki yazı
Adım adım İstanbul – Santa Maria Kilisesi

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Fill out this field
Fill out this field
Lütfen geçerli bir e-posta adresi girin.
You need to agree with the terms to proceed

Merhaba!

Meltem & Selim | Vanlife

Biz Meltem & Selim.
Vanlife’ geçiş sürecimize ve yaşantımıza ortak olduğunuz için teşekkür ederiz. Bizi Youtube ve Instagram’dan takip etmeyi unutmayın.

Youtube’da Son Videomuz

Karavan malzemeleri
Menü